7/3/2009 - BİR KADIN GİTMEK İSTERSE...
Bir Kadın Gitmek İsterse...
BİR KADIN GİTMEK İSTERSE...
Bir kadın gitmek isterse tutamazsın onu. Koymuştur bir kere kafasına gitmeyi. Ne kapanmaz yaralar, ne acılar vardır ki, onun için hiç bir şey merhem olmaz ona. Gitmektir tek istediği. Aslında, gitmek istediği kendisidir. Eyer anlarsan zamanında ve çabuk, uzak dur. Bırakın gitsin. Bir kadın gitmemek için çok sabreder. Bekler. Koyduysa kafasına gitmeyi eyer, olmadık bir zamanında, beklenmedik bir anda gider. Hiç sorgulama, anlayamazsın, o'da zaten anlatmak için caba göstermez. Sadece gider. Senin tüm aramalarını, onu görme arzularını hep bir saldırı olarak algılar. Tüm kalkanları serer ortaya ve tüm kapılar kapanmıştır artık sana. Sadece gitmektir yapmak istediği, bırakın gitsin. Hepimiz için çok zor bir karardır gitmek, bir erkeğin genelde yapsa da tarttığı düşündüğü hatta çözdüğü bir problemdir gitmek. Ama bir kadın giderim derse, düşünmez tartmaz çözmez affetmez, sadece yapar. Nere de, nasıl, ne biçimde olduğunuzun hiç mi hiç önemi yoktur. Belki bir iş dönüşü, belki bir yemek sonrası ya da nikah masası. onun için dedim ya, bir kadın gitmek isterse bunları düşünmez. Yer, zaman, mekan, tanımaz. Sadece kafasına koyduysa gitmeyi, yapar. Bizim için gitmelerden elde edilen sonuç, kendimize gelmemizi sağlasa da, ne özürler ne affet demeler olsa da, önemi yoktur. Geç kalmışsındır. Ya da ‘geç kaldın' der sıyrılır. Hiç bir şey için geç değil olsa da. Ne kadar çözüm odaklı, özür odaklı olsan da önemi yoktur. Düşünmez. Gidebileceği kaçabileceği en uzak yer neresiyse oraya gider. Yüreğine taş koyar gider. Sevgisini gömer gider. Ağlar gider. Sen, kolinin en dibindeki bir fotoğraf karesinde yerini alırsın. En dipte ona aldığın seni hatırlatacak ne varsa, ve kalbini de koyar, her şey biter. O yüzden ki bir kadın gitmek isterse eyer, bırakın gitsin. Aslında gitmek istediği siz değil kendisidir. Belki bir gün hiç gitmemek üzere, gider. Sabredebilirmisin?...
Her sabah çalan radyolu saatindedir hüzün, ‘sensiz olmaz' diye. Arabanda işe giderken yakanı mfö bırakmaz, bir yanda o, diyer bir yanda senin olan umudun. Ofiste kahveyle karışık sigara molasında arkadaşının mırıldandığı dizeler boğazını düğümler, ‘ah İstanbul, İstanbul olalı' diye. Yutkunamazsın. O gider, sen unutamazsın…

|